Dr. Şevket Dalboy
Siyaset ve Sosyal Bilimci / Araştırmacı Gazeteci

Almanya’da gönüllü askerlik başvuruları hızla artıyor. 21 Temmuz itibarıyla 11 bin 350 genç, orduda görev almak için kayıt yaptırdı; bu, geçen yıla göre yüzde 15’lik ciddi bir yükselişi temsil ediyor. Ancak bu sayıların ötesinde, gençlerin iç dünyasında büyüyen korkuların, uluslararası gerilimlerin ve siyasi manipülasyonların gölgesi var.

Gençlerin Yönelimi: Korku, Aidiyet ve Geleceğe Dair Kaygı

Rusya ile NATO arasındaki gerginlik, Almanya’daki gençlerde derin bir belirsizlik ve endişe yaratıyor. Bu atmosferde askerlik, sadece bir görev değil; kendini koruma içgüdüsü, aidiyet hissi ve toplumsal bağları yeniden kurma aracı olarak öne çıkıyor. Pandeminin yarattığı sosyal kopukluk ise bu yönelimi daha da güçlendiriyor.

Politikacıların Savaş Kışkırtıcılığı

Devlet ve siyasi aktörler, NATO’nun genişleyen savunma planlarını gençlere “vatan sevgisi” ve “sorumluluk” söylemiyle sunuyor. Fakat bu mesaj, gençlerin zihinlerinde korkuyu büyütürken, onları savaş hazırlıklarının bir parçası haline getiriyor. Savaşın ağır bedelleri çoğu kez siyasetin perde arkasında kalıyor.

Uluslararası Konjonktür ve Devletin Yeni Hamlesi

Alman istihbaratı, Rusya’nın önümüzdeki yıllarda bir NATO üyesine saldırma ihtimaline dikkat çekiyor. Bu tehdit algısı askerlik başvurularını artırıyor. Ayrıca, mecliste görüşülecek yeni yasa ile 18 yaşına giren erkeklerin askerlik uygunluklarını dijital ortamda bildirmeleri zorunlu hale gelebilir. Gençler, “gönüllülük” adı altında bir baskı ve zorunlulukla karşı karşıya kalacak.

Öz Cümle: Gençler Kalkan mı, Umut mu?

Almanya’daki askerlik başvurularındaki artış, gençlerin gelecek korkusunun ve devletin savaş hazırlıklarının iç içe geçtiğini gösteriyor. Siyasetçilerin kışkırtıcı söylemleri, gençleri savaşın karanlık gölgesinde bırakıyor. Barışa ve anlayışa yatırım yapılmadığı sürece, bu kuşak sadece bedenleriyle değil, ruhlarıyla da savaşın yükünü taşıyacak.