Almanya’dan emperyalizmin tetikçiliğini yapmak için Suriye ve Irak’taki gruplara katılanların sayısı en az 1070. Bunlardan 410’u hâlâ bölgede. Onlardan 156’sı çifte vatandaş. Bu kişilerin 21’i ise Türk vatandaşlığına da sahip olduğu biliniyor. Hal böyleyken İŞİD bitti mi bitmedimi tartışmasını yapanlar neye göre yapıyorlar?

Şevket Dalboy

Federal Almanya’nın elindeki bilgilere göre, Almanya’dan en az bin 70 kişi Suriye ve Irak’a giderek oradaki örgütlere katıldı. Yeşiller partisinin Federal Meclis’e yönelttiği bir soru önergesine cevaben bilgi veren Alman hükümeti, ilgili bin 70 kişi arasında çocukların yer almadığını, sadece yetişkinlerden söz edildiğinin altı çizildi.

Yine hükümetin önergeye verdiği cevapta, söz konusu kişilerin yarısının IŞİD, El Kaide veya ona yakın gruplar ile diğer örgütlerin silahlı mücadelesinde yer aldığı veya onları desteklediği bildirildi. Almanya’dan gidenden üçte birinin geri döndüğü, 260’tan fazla kişinin de Suriye veya Irak’ta hayatını kaybettiğine dair güvenlik birimlerinin elinde ipuçları bulunduğu kaydedildi.

FAS vatandaşları başı çekiyor

Federal Patlemento‘ da görev yapan Yeşiller’in konuyla ilgili soru önergesine verilen cevapta Federal Hükümet, yurt dışında olduğu tahmin edilen 410 kişiden 156’sının Alman vatandaşlığının yanı sıra ikinci bir ülkenin vatandaşı daha olduğunu da bildiriyor. Bunlar arasında 35 kişi ile Fas vatandaşları başı çekiyor. Faslıların Alman vatandaşı olurken doğuştan sahip olduğu vatandaşlıktan çıkmasına izin verilmediğinden istatistiklerde rakamları genelde yüksek görünüyor.

Hâlâ yurt dışında olduğu tahmin edilen, 156’sı çifte vatandaş 410 kişi içinde Türk vatandaşları da 21 kişi ile ikinci sırada geliyor. Onları 18 kişi ile Tunus, 15 kişi ile de Afgan vatandaşları izliyor.

Sayılarının en az 410 olduğu belirtilen bu grupta, ayrıca Türk vatandaşlığından çıkıp sadece Alman vatandaşı olanların da yer alıp almadığına dair veri bulunmuyor.

101 Almanyalı Suriye’de cezaevlerinde bulunanlardan 71’i Alman.

Alman hükümeti, 8 Ocak 2021 itibarı ile Almanya’dan giderek Suriye ve Irak’taki örgütlere katılanlardan 101 kişinin Kuzey Suriye’de esir olarak veya gözaltında tutulduğunu bildiriyor. Bunlardan 71’inin Alman vatandaşı, 30’unun da Almanya’dan giden farklı uyruklu kişiler oldukları belirtiliyor.

Alman güvenlik birimleri, çatışma bölgelerine gidip terör kamplarında teorik veya silahlı eğitim alan ya da silahlı çatışmalara katılan kişilerin Almanya’ya döndükten sonra da ciddi tehlike arz edebileceğinden yola çıkıyor. Tehlikeli olup olmadıkları saptanırken de, radikalleşen kişinin çatışma bölgesinde yaşadıklarının yanı sıra onu Almanya’ya dönme kararı almaya iten sebeplerin de dikkate alındığı belirtiliyor.

Kafasında kemikleşmiş, savaş ve çatışma tecrübesi

‚Cihat‘ ideolojisi kafasında kemikleşmiş, savaş ve çatışma tecrübesi de olan, ilaveten hâlâ şiddet eğilimi taşıyanların yanı sıra, kimilerinin de İslamcı gruplara katılırken sahip olduğu beklentiler konusunda hayal kırıklığına uğramış olduğu ya da tanık olduğu şiddet yüzünden tamamen travmaya uğramış olabildiği de aktarılıyor.

78’ü „tehlikeli“, 64’ü „önemli“ kategorisinde

Federal Hükümet, önergeye verdiği cevapta, 22 Ocak 2021 itibarı ile Suriye ve Irak’tan dönmüş 78 kişinin „tehlikeli“, 64 kişinin de „önemli“ kategorisinde derecelendirildiğini duyurdu.

Almanya’da emniyet birimlerinin kullandığı „tehlikeli“ kavramı hukuki bir tanımlama olmayıp, ağır bir siyasi suç işlemeyi göze almasına muhtemel bakılan kişiler için kullanılıyor.

„Önemli“ derecelendirmesi ise aşırılar veya terör hareketleri içinde yönetici, yardımcı ve altyapı sağlayıcı ya da bir aktör olduğu saptanan kişiler için kullanılıyor.

Almanya’da Federal Hükümet, Suriye’de Kürtlerin elinde tuttuğu Leonora M., Yasmin A. ve Merve A. isimli üç kadın ile 12 çocuğu geçen sene sonunda ülkeye geri getirdi. Çocuklardan yedisinin öksüz olduğu açıklandı. Öncesinde Suriye’de Kürtlerin kamplarda tuttuğu kişilerin yakınlarının açtığı sekiz davada Alman mahkemeleri federal hükümeti „çocuklar ile annelerini“ geri getirmeye mahkum etti. Dokuz davada hükümetin bu kişileri geri getirmesinin zorunlu olmadığına hükmedilirken, dört davanın da hâlâ sürdüğü açıklandı.