Önsöz

İsrail-Filistin sorunu, modern dünya siyasetinin en karmaşık ve çözümü zor çatışmalarından biridir. Bu çatışma, uluslararası ilişkilerde ve insan hakları savunuculuğunda büyük bir öneme sahiptir. Siyaset ve Sosyal Bilimci Dr. Şevket Dalboy’un İsrail’in Refah kentindeki sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını değerlendirmesi, çatışmanın güncel boyutlarına ve derin etkilerine ışık tutmaktadır. Dr. Dalboy’un analizi, İsrail’in bölgedeki eylemlerinin sadece yerel değil, aynı zamanda küresel düzeyde de ciddi sonuçlar doğuracağını vurgulamaktadır.

İsrail’in sivillere yönelik saldırılarına ilişkin bu değerlendirme, sadece bir bölgesel çatışmanın ötesinde, insan hakları ve uluslararası hukukun evrensel ilkeleri açısından da önemlidir. Ancak, İsrail’in dünya genelinde kaos ve savaş ortamını arzuladığına ve „büyük İsrail“i vaat edilmiş topraklara ancak bu şekilde kavuşabileceğine dair bir perspektif de vardır. Siyonist politikaların başarıya ulaşacağına inanan İsrail yönetimi, ancak tarihten ders almamış, bu derslerden öğrenmemiş gözükmektedir. Mazlumken zalime dönüşenlerin asla başarıya ulaşamayacaklarını unutmamak önemlidir.

Bu önsöz, İsrail-Filistin çatışmasının karmaşıklığını ve derinliğini yansıtmak için çaba göstermektedir. Dr. Dalboy’un analizi, çatışmanın tüm boyutlarını anlamak ve barışın sağlanması için gereken adımları belirlemek açısından kritik bir öneme sahiptir.

İsrail’in Refah Saldırıları: Tarihi ve Sosyal Bağlam

Tarihi Bir Hata: Saldırgan Politikaların Geçmişi ve Günümüze Etkileri

Dr. Şevket Dalboy, İsrail’in Refah kentindeki saldırılarını „tarihi bir hata“ olarak nitelendirerek, bu tür eylemlerin İsrail’in uluslararası toplum nezdinde katliamcı bir kimlikle anılmasına yol açtığını belirtmektedir. İsrail’in kuruluşundan bu yana, Filistin topraklarında sürdürdüğü askeri operasyonlar ve yerleşim politikaları, bölgedeki tansiyonu sürekli olarak yüksek tutmuştur. 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan başlayarak günümüze kadar süregelen bu çatışmalar, hem Filistinliler hem de İsrailliler için büyük acılara ve kayıplara neden olmuştur.

Dr. Dalboy’un vurguladığı gibi, sivillere yönelik saldırılar, uluslararası insan hakları hukukuna aykırıdır ve bu tür eylemler, İsrail’in uluslararası imajına ciddi zararlar vermektedir. İsrail’in Refah’ta gerçekleştirdiği saldırılar, sadece Filistin halkına değil, tüm dünya kamuoyuna da bir mesaj niteliğindedir: Bu tür eylemler, İsrail’in barışa değil, daha fazla çatışmaya ve bölgesel istikrarsızlığa yol açacak politikalar izlediğini göstermektedir.

Bölgesel ve Küresel Etkiler

Dr. Dalboy, İsrail’in sivillere yönelik saldırılarının ülkeye ağır bir yük getireceğini ve bu durumun uluslararası toplum tarafından göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtmektedir. İsrail’in bu tür politikaları, sadece Orta Doğu’da değil, tüm dünyada barış ve istikrarı tehdit etmektedir. Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, bölgedeki kalıcı barışın sağlanması için kaçınılmaz bir adım olarak görülmektedir.

Dr. Dalboy’un eleştirileri, İsrail’in saldırgan politikalarının sadece Filistinliler için değil, İsrail’in kendisi için de olumsuz sonuçlar doğuracağını göstermektedir. Bu tür eylemler, İsrail’in uluslararası toplumla ilişkilerini zedelemekte ve ülkenin güvenliğini tehdit etmektedir. Ayrıca, İsrail içinde de barış yanlısı ve insan haklarına duyarlı kesimlerin bu politikalara karşı direndiği görülmektedir.

Müslüman ve Arap Devletlerin Tutumu

Dr. Dalboy, Müslüman ve özellikle Arap devletlerini de eleştirerek, bu devletlerin korkak, sinsi, çıkarcı ve hain bir tutum sergilediklerini belirtmektedir. Bu devletlerin sessiz kalmaları, zalimin yanında olmak anlamına gelmektedir. Bölgesel aktörlerin Filistin sorununa yönelik kayıtsız tutumları, sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Dr. Dalboy’un bu eleştirisi, bölgedeki ülkelerin daha aktif ve sorumlu bir tutum sergilemeleri gerektiğini vurgulamaktadır.

ABD Emperyalizmi ve Avrupa Devletlerinin Rolü

Dr. Dalboy, İsrail’in pervasız ve acımasız politikalarının, ABD emperyalizmi ve Avrupa’nın önde gelen devletlerinden aldığı koşulsuz siyasi, ekonomik ve askeri destekle mümkün olduğunu belirtmektedir. Bu destek, İsrail’i saldırgan politikalarını hayata geçirme konusunda cesaretlendirmekte ve uluslararası hukuku çiğneyen eylemlerini sürdürmesine olanak tanımaktadır. ABD ve Avrupa’nın bu destekleyici tutumu, İsrail’in Filistin topraklarındaki askeri operasyonlarını ve ekonomik uygulamalarını daha da pervasız hale getirmektedir. Bu bağlamda, uluslararası toplumun bu durumu kabul etmeyeceği ve mazlum halkların katliamlarla yok edilmesine sessiz kalmayacağı vurgulanmalıdır.

Uluslararası Toplumun Sorumluluğu ve Barış İçin Öneriler

Dr. Dalboy’un açıklamaları, uluslararası toplumun İsrail’in saldırgan politikalarına karşı sessiz kalmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Barış ve adaletin sağlanması için uluslararası toplumun birlikte hareket etmesi zorunludur. İsrail ve Filistin arasındaki kalıcı barışın sağlanması için, taraflar arasında adil ve dengeli bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bu süreçte, uluslararası toplumun ve özellikle Birleşmiş Milletler’in daha aktif bir rol üstlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç

Dr. Şevket Dalboy’un İsrail’in Refah kentindeki saldırılarına yönelik eleştirileri, İsrail-Filistin çatışmasının karmaşıklığını ve çözümün zorluklarını bir kez daha gözler önüne sermektedir. İsrail’in saldırgan politikaları, hem bölgesel hem de küresel düzeyde ciddi sonuçlar doğurmakta ve uluslararası toplumun bu durumu göz ardı etmemesi gerekmektedir. Barış ve adaletin sağlanması için, tüm dünya halklarının ve devletlerinin birlikte hareket etmesi, insan haklarına ve uluslararası hukuka saygı göstermesi zorunludur. Bu makale, Dr. Dalboy’un değerlendirmelerinden yola çıkarak, İsrail-Filistin çatışmasının çözümü için önerilen yolları ve bu süreçte uluslararası toplumun rolünü ele almaktadır.Harika olmus fakat bir iki eksik tespit ettim; Mesela ABD emperyalizmi ve Avrupa“nin lokomotif defletlerinin Israil“e sartsiz ve kosulsuz verdikleri siysi, ekonomik ve askeri destek, israili pervazsiz ve acimasiz politikallari, askeri ve ekonomik uygullamallari saldirilari hayata gecirmek icin cesaretlendiriyor. Insanlik bu gidisati kabul etmeyecektir. Mazlum halklarin katliamlarla yok edilmesine sessiz kalmayacaktir. politikacilarin bu caniligine evet demeyecektir.