Dr. Şevket Dalboy Siyaset ve Sosyal Bilimci İGÜ / Gazeteci.
Bazı olaylar vardır ki, sadece bir okulun değil, bir toplumun ruh hâlini ele verir. Gießen’deki Liebig Lisesi’nde yaşanan mezuniyet sloganı skandalı, Almanya’da gençliğin ne denli kaygan bir zeminde yetiştiğini gözler önüne seriyor
2026 yılı mezuniyet töreni için öğrencilerden anonim şekilde slogan önerileri toplanıyor. Ancak öneriler arasında şunlar yer alıyor:
- “Abi macht frei” (Auschwitz ve diğer imha kamplarının girişinde yer alan “Arbeit macht frei” ibaresine gönderme),
- “Abi Akbar – Abi aracılığıyla patlayıcı” (İslamofobik bir ima),
- “NSDABI – Burn the Duden” (Nazi dönemindeki kitap yakma eylemlerine alaycı atıf).
Bu sadece bir “şaka” mı?
Şakanın Karanlık Yüzü
Okul yönetimi öğrencilerde aşırılık yanlısı eğilimler olmadığını, bunun sadece kötü bir espri olduğunu ifade ediyor. Ancak burada durup düşünmeliyiz: Nazi söylemlerini “şaka” kılığına sokmak, onları normalleştirmek değil midir?
Irkçılığın şakası olmaz.
Bu olay, toplumun özellikle genç kuşaklar üzerinden nasıl bir zihinsel yıpranma yaşadığını gösteriyor. Anonimlik perdesi arkasına gizlenen bireyler, tarihsel sorumluluk duygusunu kaybetmiş görünüyor. Bu yalnızca gençlerin ahlaki pusulasının bozulduğunu değil, aynı zamanda eğitim sisteminin de bu erozyona karşı donanımsız kaldığını ortaya koyuyor.
Demokrasi Tükeniyor mu?
Siyaset bilimi açısından bakıldığında, bu olay sadece gençlikten değil, Almanya’daki demokratik bilincin erozyona uğradığından da haber veriyor. Nazi dönemine dair bilgilerin sadece ders kitaplarına hapsedilmesi, onları yaşamdan ve vicdandan koparıyor. Bu bilgilerle donatılan ama yüzleşmeyi öğrenmeyen gençlik, tarihi “parodi malzemesi” olarak görüyor.
Demokratik değerler, sadece oy kullanmakla değil, geçmişle hesaplaşma cesaretiyle güçlenir. Bu hesaplaşmayı sulandırmak, toplumu sessizce uçuruma sürükler.
Zihinsel Uyuşma ve Duyarsızlık
Bu tür olaylar, yalnızca bilgi eksikliğiyle açıklanamaz. Ortada ciddi bir zihinsel uyuşma (duyarsızlaşma) hali var. Gençler ironiyi, mizahı bir kalkan olarak kullanarak vicdanlarını koruma altına alıyor. Psikolojide buna “bilişsel çelişkiyi bastırma” denir. Nazi dönemine dair korkunç imgeleri espri malzemesine dönüştürmek, bireyin kendisiyle yüzleşmeden kaçma biçimidir.
Ancak bu duyarsızlık zamanla yerini normalleşmeye bırakır. Ve işte o zaman toplumun refleksleri felce uğrar.
Dijital Anonimlik: Zehirli Özgürlük
Bu skandalda dikkat çekici bir başka boyut da oylamanın dijital ve anonim olması. Sosyal medya çağında gençler artık sınırları test etmeye, tabuları yıkmaya meyilli. Fakat burada yıkılan yalnızca sınırlar değil; tarihsel bilinç, toplumsal sorumluluk ve etik değerlerdir.
Almanya’nın birçok kentinde gençlerin giderek aşırı sağ retoriğe daha duyarsız hale gelmesi, dijital platformlarda radikal içeriklere maruz kalması artık münferit değil, sistemsel bir sorun hâline geldi.
Almanya Nereye Gidiyor?
Irkçılığın alenen ifade edildiği, yabancı düşmanlığının günlük siyasetin malzemesi haline geldiği bir ortamda, gençlerin bu tür sloganlar üretmesini “sürpriz” olarak görmek saflıktır. AfD gibi partilerin meşruiyet kazanması, onların fikirlerinin de genç kuşaklarda karşılık bulmasına neden oluyor.
Bu nedenle AfD gibi açıkça ırkçı olan partiler derhâl kapatılmalı, ırkçılıkla gerçek bir mücadele başlatılmalıdır. Aksi takdirde Almanya, geçmişin hayaletleriyle yeniden yüzleşmek zorunda kalacaktır – ama bu kez çok daha acı bir şekilde.
Öz cümle: Bu Bir Alarm Zilidir
Gießen’deki olay bir münferit vaka değildir. Bu, toplumun temelini oluşturan değerlerin, özellikle eğitim kurumlarında nasıl örselendiğinin göstergesidir. Demokrasi, genç neslin omuzlarında yükselecekse; geçmişle alay etmeyi değil, onunla hesaplaşmayı öğretmek zorundayız.
Çünkü tarihle dalga geçmek, sonunda geleceği kaybetmektir.


































