Dr. Şevket Dalboy Siyaset ve Sosyal Bilimci / Gazeteci

Bir milletin yüreğinden kopup gelen en haklı haykırışın adıdır 19 Mayıs.
O gün, yalnızca bir takvim yaprağı değil; teslimiyetin külleri içinden doğan bir diriliştir.
Samsun’a ayak basan bir irade, işgalin boğazını sıkarken, gençliğe seslenen bir ses de göğe kazınıyordu:
“Geleceği siz inşa edeceksiniz…”

Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizmin zincirlerini kıran öncüydü; ama o zincirlerin yeniden örülmesini engelleyecek olanların gençler olduğunu biliyordu.
Bu yüzden 19 Mayıs’ı bir bayramdan öte bir görev, bir uyanış günü olarak gençliğe armağan etti.
Çünkü gençlik, bir milletin vicdanıdır.
Vicdan sustuğunda ise önce anlam ölür.

Bugün gençlik, görünmeyen bir savaşın içindedir.
Toprak değil, kimlik işgal altındadır artık.
Emperyalizmin yeni cephesi ekranlardır, reklam panolarıdır, tüketim alışkanlıklarıdır.
Kimlik, moda raflarında soyunur; değerler, algoritmalarla şekillenir.
Ve genç, yavaşça kendine yabancılaşır.

Sistem çoğu zaman bu yabancılaşmayı görmezden gelir.
Görse de ses çıkarmaz.
Çünkü tüketen, sorgulamayan, yönlendirmeye açık bir gençlik, düzen için daha sessizdir.
Ama sessizlik, en tehlikeli çürümeyi getirir.
Ve bu çürüme, yalnızca bireyi değil, toplumu da içten içe çöker.

Oysa bu ülkenin gençleri, yalnızca tarihini değil, iradesini de hatırlayabilir.
Kendi türküsünü yeniden söyleyebilir.
Duruşunu yeniden inşa edebilir.
Çünkü 19 Mayıs, geçmişin değil, geleceğin işaretidir.

Ve evet…
Tamamlanamamış bir anti-emperyalist savaş var.
Onu tamamlayacak ve bu milletin tam bağımsızlığını kazanacak olan, yine gençlerdir.