Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkenin dinlendiğini ortaya koyan belgelere göre, CIA ve BND, bütün dünyayı dinlemekle kalmadı, bütün kripto cihaz piyasasını elinde tutmayı da başardı.

BND ve ABD’nin dış istihbarat servisi CIA, sahibi oldukları Crypto AG cihazlarını manipüle ederek yaptıkları satışla dünyadaki pek çok ülkeyi dinlemekle kalmadı, diğer şirketlerin satışlarını da kontrol altına alarak piyasada tekel oluşturdu. Alman kamu televizyonu ZDF, ABD gazetesi Washington Post ve İsviçre kanalı SRF’in ortaya çıkardığı olaya göre, 1980’lerin başında pek çok NATO ülkesi gibi Türkiye de dinlenmeye karşı daha güvenli olan ve Alman şirket Siemens ile Hollandalı Philips’in ürettiği Aroflex tipi cihaz satın almak istedi. Siemens, dinlenmesi görece kolay Beroflex cihazlarının çoğunu zaten Türkiye’ye satmış, BND ve Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) o sayede Ankara’nın bütün diplomatik ve askeri yazışmalarını takip etmişti.

ZDF’in ulaştığı belgelere göre Türkiye, güvenli üst model Aroflex almak istediğinde Alman istihbaratı, NATO partneri Türkiye’ye tekrar kolay dinlenebilen Beroflex’lerin satılmasına karşı çıktı. Ancak NSA ısrar etti ve üst model Aroflex’in özel bir modül yerleştirilerek Türkiye’ye satılması için bastırdı.

Siemens, böylesi bir manipülasyonun kripto yazılımcılarının haberi olmadan yapılamayacağı endişesiyle NSA’in teklifi reddetti. NSA de aynı cihazı üreten Philips şirketiyle anlaştı ve cihazlara modüller yerleştirilerek Türkiye’ye satılmasını sağladı. Dinlemeyi sağlayan modül sadece röntgen tarayıcı ile görülebiliyordu. Rubikon Operasyonu’nda yer alan belgelerde BND, Türkiye anlaşmazlığı sonrasında NSA’in ilerideki cihaz satışlarına kendilerini müdahil etmediğini rapor ediyor.

BND ve CIA kripto cihaz piyasasında tekeldi

1980’de ise Hollanda’da Text Lite adlı bir şirket, telefon üzerinden kodlu mesajlaşmayı sağlayan ve şifresinin kırılması çok zor olan güvenli bir cihaz geliştirdi. BND, özellikle de CIA ve NSA, istihbarat piyasasındaki tekel konumunu kaybedeceği endişesiyle hemen harekete geçti. NSA, Philips’ten bir grup yöneticiyi Text Lite’a gönderip, kuruluşundan itibaren oluşan bütün masraflarını üstlenmeye, ilaveten 20-30 milyon gulden arası bir satış bedeli de ödeyerek şirketi satın almaya talip olduğunu bildirdi. İlaveten elindeki cihazların tamamı için de 12 milyon gulden daha verilerek, başarılı ve dinlenmesi zor cihazların üreticisi Text Lite satın alındı ve kısa süre sonra da NSA’in isteğiyle piyasadan silindi. Daha sonra aynı tekniğin dinlenmesi mümkün bir versiyonu piyasaya sürüldü.

Almanya’nın dış istihbarat servisi BND ve CIA’in kripto cihazları manipüle etmesiyle onları kullanan ülkeler Varşova Paktı için de kolay av haline geldi. Doğu Almanya gizli servisi Stasi belgelerine göre, Stasi Batılı ülkelerin haberleşmelerini dinledi ve kaydetti. ZDF’e konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen eski bir Stasi çalışanı, bu ülkelerden en önemlisinin Türkiye olduğunu söylüyor. 1980’den Doğu Almanya Güvenlik Bakanlığı’nın (MfS) dağıtıldığı 1990’a kadar Türkiye’nin diplomatik yazışmaları ve Türkiye ile NATO arasındaki diplomatik ve askeri haberleşmesinin neredeyse tamamının dinlendiğini ve arşivlendiğini aktarıyor. Alman istihbarat uzmanı Erich Schmidt-Eenboom’a göre bir NATO üyesinin dinlenmesi bütün üyeleri dinlemekle eşdeğer.

Çalışanların ruhu duymadı

Crypto AG çalışanlarından, şirketin asıl sahibinin BND ve CIA olduğunu ve manipüle edilerek dinlenilebilen cihazlar üretilip satıldığını sadece iki üst düzey yöneticisi biliyordu, diğer çalışanlar bundan haberdar değildi. İlk kez 1978 yılında bir çalışan şüphelenerek İsviçre makamlarına şikayette bulundu, ancak ne güvenlik ne de yargı birimleri şikayetin üzerine gitti.

1992 Mart’ında ise Crypto AG’nin merkezinde paniğe neden olan bir gelişme yaşandı. Şirketin bir temsilcisi casusluk suçlamasıyla İran’da gözaltına alındı. Dokuz ay orada tutulduktan sonra salıverildi. Rubikon belgeleri, Hans Bühler adlı bu kişinin Alman Dış İstihbaratı BND’nin Tahran’a 1 milyon frank ödemesi karşılığında salıverildiğini ortaya koyuyor. Dönüşünde verdiği bir basın toplantısında gizli servislerin operasyonunun mağduru olduğunu söylemesi üzerine Bühler’e sahip çıkılmadığı gibi, şirketten apar topar atıldığı hatırlatılıyor.

1993’te Almanya hisselerini CIA’e devrederek Crypto AG’den ayrıldı. ABD istihbaratının ondan sonra da dinlemeyi sürdürdüğü bildiriliyor.

BND ve CIA büyük kâr yaptılar

29 Eylül 2002’de ise Crypto AG’nin en önemli müşterilerinden olan Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir saldırı düzenlendi. Bu saldırı dinleme operasyonu için dönüm noktası oldu, zira düzenlenen bombalı saldırıda hedef Crypto AG’nin bir temsilcisi ile asistanıydı ve her ikisi de hayatını kaybetti. Uzmanlar, bu saldırıyı Suudi Arabistan’ın yıllarca üzerine para ödeyerek devlet sırlarının çalınmış olmasına yönelik bir gözdağı olduğu yorumu yapıyor.

130 ülke, ordu ve istihbarata satılan kripto cihazlarda BND ve CIA tekel konumunda olduğundan oldukça iyi paralar da kazandılar. Para, Liechtenstein’daki fondan Münih’e aktarılıyor, burada yarısı çekilip, yine Münih’te bir garajda CIA’ye teslim ediliyordu. Diğer yarısı da yine peşin para olarak Almanya Başbakanlık Dairesi’ne götürülüyordu.

1991-1998’de Başbakanlık Dairesi İstihbaratlardan Sorumlu eski Devlet Bakanı olan Bernd Schmiedbauer, Rubikon Operasyonu ile dünyanın biraz daha güvenli hale geldiğini iddia ediyor ve „Bilgimiz olması halinde bütün saldırıları engellemekle yükümlüydük ve engelledik“ diyerek BND’ye yöneltilen suçlamaları geri çeviriyor.