Dr. ŞEVKET DALBOY
SİYASET BİLİMCİ – SOSYAL BİLİMCİ – GAZETECİ VE YAZAR
Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde AfD’nin elde ettiği seçim başarısının ardından göçmen örgütleri, siyasi partilere önemli bir uyarıda bulundu: Toplumda biriken ekonomik ve sosyal sorunların sorumlusu göçmenler gösterilmemeli; çözüm, toplumu daha fazla bölmekte değil, eşitsizlikleri ortadan kaldıracak politikalar üretmekte aranmalı.

Toplumsal öfke yanlış adrese yöneltilmemeli

Doğu Almanya’daki Göçmen Örgütleri Çatı Birliği (DaMOst), seçim sonuçlarının toplumdaki kaygıların ve beklentilerin artık görmezden gelinemeyeceğini ortaya koyduğunu belirtti. Örgüte göre çok sayıda insan kendisini siyasal sistemin dışında ve yeterince temsil edilmemiş hissediyor.
DaMOst Yönetim Kurulu üyesi Fouad Abdallah, siyasi partilerin bu rahatsızlığı dikkate alarak somut çözümler üretmesi gerektiğini söyledi. Ancak ekonomik güvencesizlik, konut sorunu, işsizlik veya sosyal hizmetlerdeki yetersizliklerin faturasının göçmenlere çıkarılmasının toplumdaki gerçek sorunları çözmeyeceği vurgulandı.

Göçmenler hedef değil, toplumun parçası

DaMOst, göç geçmişine sahip insanların Saksonya-Anhalt toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekerek siyasi karar alma mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmaları çağrısında bulundu.
DaMOst Başkanı Eter Hachmann da eyaletin toplumsal çeşitliliğinin siyasi yapılara yansıması gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, göçmenlerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir toplumsal kesim olmaktan çıkarılarak siyasal yaşamın gerçek aktörleri haline getirilmesini öngörüyor.

Sorun göçmenler değil, derinleşen sosyal eşitsizlik

Göçmen örgütlerinin talepleri yalnızca temsil meselesiyle sınırlı değil. DaMOst; sosyal güvenlik, konut, eğitim ve istihdam alanlarında daha güçlü politikalar uygulanmasını, göçmen örgütlerine kalıcı destek verilmesini ve ırkçılıkla mücadelenin güçlendirilmesini istiyor.
Bu talepler, seçimlerde ortaya çıkan siyasi yönelimin arkasındaki sosyal nedenlerin tartışılması açısından da önem taşıyor. İnsanların geçim sıkıntısı yaşadığı, konut maliyetlerinin yükseldiği ve çalışma hayatında güvencesizliğin arttığı bir ortamda, toplumsal öfkenin en zayıf kesimlere yöneltilmesi gerçek sorunların üzerini örtmekten başka bir sonuç doğurmuyor.

AfD’nin yükselişine karşı yalnızca söylem yetmez

Saksonya-Anhalt seçimleri, Almanya’daki siyasi dengelerin yalnızca göç tartışması üzerinden açıklanamayacağını bir kez daha gösterdi. Toplumun ekonomik ve sosyal beklentilerine yanıt veremeyen siyaset, oluşan boşluğu daha sert kimlik ve bölünme politikalarının doldurmasına açık hale getiriyor.
Bu nedenle AfD’nin yükselişine karşı yalnızca demokratik değerleri savunan açıklamalar yapmak yeterli değil. Asıl mesele, insanların günlük yaşamını belirleyen ekonomik ve sosyal sorunlara somut çözümler üretmek ve siyasal karar alma süreçlerini toplumun bütün kesimlerine açmak.

Birlikte yaşamanın yolu eşitlikten geçiyor

Saksonya-Anhalt’tan yükselen mesaj açık: Toplumsal sorunların çözümü, göçmenleri hedef göstermekten veya farklı toplumsal kesimleri birbirine düşürmekten geçmiyor. Kalıcı çözüm; insanca yaşam koşulları, sosyal güvence, adil ücret, erişilebilir konut, nitelikli eğitim ve eşit siyasal temsil temelinde ortak bir gelecek kurabilmekte yatıyor.
Seçim sonuçları Almanya’daki siyasi tartışmanın önüne yeni bir soru koyuyor: Toplumun büyüyen ekonomik ve sosyal öfkesine kim gerçek bir çözüm sunacak? Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki dönemde Almanya’nın siyasi yönelimini belirleyecek temel unsurlardan biri olacak.