Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler uzun yıllardır “dostluk”, “kardeşlik” ve “stratejik ortaklık” ifadeleriyle tanımlanıyor. Türkiye, Somali’nin yeniden yapılanma sürecinde insani yardımdan kalkınma projelerine, eğitimden güvenlik iş birliğine kadar birçok alanda önemli destekler sağlayan ülkelerden biri oldu.
Ancak iki ülke arasındaki bu yakın ilişkiye rağmen, bordo pasaport sahibi Türk vatandaşlarının Somali’ye seyahatlerinde vize uygulamasının devam etmesi dikkat çekiyor.
Elbette her ülkenin kendi sınır ve vize politikalarını belirleme hakkı bulunmaktadır. Ancak burada üzerinde durulması gereken konu, bir vize uygulamasının varlığından çok, yıllardır “kardeş ülke” olarak tanımlanan bir ilişki modelinin vatandaşlara ne kadar somut kazanım sağladığıdır.
Türkiye, Avrupa ülkelerinin Türk vatandaşlarına yönelik vize politikalarını sık sık eleştiriyor. Türk vatandaşlarının Avrupa’ya seyahatlerinde karşılaştığı zorluklar kamuoyunda önemli bir tartışma konusu olurken, aynı hassasiyetin Türkiye’nin yakın ilişkiler kurduğu ülkelerle olan temaslarda da gösterilip gösterilmediği sorusu gündeme geliyor.
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye ile Somali arasında da karşılıklı vize uygulaması bulunuyor. Ancak asıl soru şudur: Türkiye’nin uzun yıllardır büyük önem verdiği, ekonomik, insani ve siyasi destek sunduğu Somali ile ilişkileri neden vatandaşlar arasında daha kolay seyahat imkânı sağlayacak bir seviyeye ulaşmadı?
Dış politikanın başarısı yalnızca liderler arasındaki görüşmeler, diplomatik ziyaretler veya verilen desteklerle ölçülmez. Bir ülkenin dış politikadaki gücü, kendi vatandaşlarına sağladığı hareket alanı, uluslararası itibar ve karşılıklı kazanımlarla da değerlendirilir.
Türkiye’nin en yakın dostları arasında gösterilen bir ülke bile Türk vatandaşlarından vize talep ediyorsa, bu ilişkilerin somut çıktıları tam olarak nelerdir?
Dostluk ve kardeşlik kavramları yalnızca siyasi söylemlerle değil; vatandaşların hayatına yansıyan kolaylıklarla, karşılıklı güvenle ve halklar arasındaki bağların güçlenmesiyle anlam kazanır.
Uluslararası ilişkilerde ülkeler arasındaki yakınlıklar zaman içinde değişebilir. Devletler, kendi ekonomik, siyasi ve stratejik çıkarları doğrultusunda yeni ortaklıklar geliştirebilir. Bugün yakın görülen ülkeler, yarın farklı önceliklere sahip olabilir. Bu nedenle kalıcı ilişkiler yalnızca söylemler üzerine değil, karşılıklı fayda ve halkların birbirine yaklaşmasını sağlayan somut adımlar üzerine kurulmalıdır.
Buradan şu soruyu sormak gerekir:
Türkiye, dost ve kardeş olarak tanımladığı ülkelerle ilişkilerinde kendi vatandaşlarının elde edeceği kazanımları ne kadar diplomatik hedef haline getiriyor?
Çünkü gerçek dostluk, sadece zor zamanlarda verilen desteklerle değil; karşılıklı saygı, eşitlik ve vatandaşların günlük hayatına dokunan uygulamalarla ölçülür.


































